Akciğer kanserleri iki ana gruba ayrılır: Küçük hücreli akciğer kanseri ve küçük hücreli olmayan akciğer kanseri. Farklı hücre yapılarına sahip bu türlerin ilerleme hızları, yayılma yolları ve görünümleri farklıdır. İsminden de anlaşıldığı gibi, küçük hücreli akciğer kanseri hücreleri mikroskop altında küçük ve yuvarlak görünür. Küçük hücreli olmayan akciğer kanserinin hücreleri daha büyüktür.

Akciğer kanseri hastalarının en sık sorduğu soruların başında “akciğer kanserlerinin hangisi daha iyidir” gelir. Bu soruya yanıt vermek için öncelikle akciğer kanseri türlerini inceleyelim.

Hem küçük hücreli, hem de küçük hücreli olmayan akciğer kanserinin birkaç alt tipi vardır. Küçük hücreli olmayan akciğer kanserleri arasında epidermoid (squamöz hücreli) akciğer kanseri, adenokarsinom (bronkoalveoler karsinom da), büyük hücreli karsinom, pleomorfik karsinom, karsinoid tümör ve sınıflandırılamayanlar sayılmaktadır. Küçük hücre kanserleri , belirli genlerin ekspresyonuna bağlı olarak değişir. Bazı türler diğerlerinden daha agresiftir, ancak genellikle küçük hücreli kanser, küçük hücreli olmayan akciğer kanserinden daha agresiftir.

Küçük ve küçük hücreli olmayan akciğer kanserleri benzer semptomlara neden olur. Bazen kanser daha sonraki aşamalara gelene kadar semptomlar ortaya çıkmaz. Küçük hücreli veya küçük hücreli olmayan akciğer kanseri olan bir kişi, kalıcı bir öksürük yaşayabilir. Akciğer kanserinin belirtileri arasında ayrıca nefes darlığı, hırıltılı solunum, yutma güçlüğü, boğuk bir ses, yorgunluk, iştahsızlık, göğüs ağrısı, yüzde ve boyun damarlarında şişme sayılabilir. Küçük ve küçük hücreli olmayan kanserlerin semptomları benzerdir, ancak küçük hücreli kanser daha hızlı yayılır.

Küçük ve küçük hücreli olmayan kanserin nedenleri ve risk faktörleri de benzer olma eğilimindedir. Her iki tip akciğer kanseri için de ana risk unsurlarının başında sigara gelmektedir. Özellikle küçük hücreli akciğer kanseri olan hastaların neredeyse tamamı sigara geçmişine sahiptir.  Diğer risk unsurları arasında dumana maruz kalma, hava kirliliği, yaşlılık, arsenik ve diğer kimyasallara maruz kalma, radyasyona geçmişte maruz kalma, asbest, nikel, krom, is veya katrana maruz kalma, ailede akciğer kanseri öyküsü ve HIV yer almaktadır.

Kanserin evresi, vücutta ne kadar yayıldığını tanımlar. Evreleri tanımlamak için temelde şu yaklaşım benimsenir:

Lokalize: Bu, kanserin yalnızca bir yerde olduğu anlamına gelir.
Bölgesel : Kanser yakın dokulara yayılmıştır.
Uzak: Kanser vücudun diğer bölgelerine, örneğin karaciğere yayılmıştır.

Evre 0 veya “in situ karsinom” da vardır. Bu aşamada prekanseröz hücreler olabilir. Bunlar henüz kanser değildir, ancak zamanla kötü huylu hale gelebilirler.

Akciğer kanserinin 0 evresi, bir doktorun kanserli hücreleri geleneksel görüntüleme yöntemleriyle tespit edemediği anlamına gelir, ancak testler mukusta veya vücudun başka yerlerinde kanser öncesi hücreleri ortaya çıkarır.

Akciğer kanseri evrelerini küçük hücreli ve küçük hücreli olmayan gruplar bazında özel olarak ele alacak olursak:

Küçük hücreli olmayan akciğer kanseri evreleri:
Evre 1
: Kanser sadece akciğerlerdedir.
Evre 2: Kanser yakındaki lenf düğümlerine ulaşmıştır.
Evre 3: Kanser göğüsteki diğer lenf düğümlerine, muhtemelen göğsün ortasındakilere veya diğer tarafına yayılmıştır.
Evre 4: Kanser her iki akciğere ya da vücudun diğer bölgelerine yayılmıştır.

Küçük hücreli akciğer kanserinin evreleri:
Sınırlı evre: Bu, kanserin göğsün bir tarafında olduğu anlamına gelir. Bir akciğerde ve muhtemelen yakındaki lenf düğümlerinde olabilir.
Geniş aşama:  Kanser göğsün diğer kısımlarına ve diğer organlara yayılmıştır.

Sonuç olarak küçük hücreli akciğer kanseri nispeten daha hızlı büyüme ve yayılma eğilimi gösterirken, yine küçük hücreli akciğer kanseri kemoterapiye daha iyi ve hızlı yanıt vermektedir. Akciğer kanserinin tedavisinde en iyi sonuç alınabilen grubun tipik karsinoid tümörler olduğu bilinmektedir.  Akciğer kanserlerinin biorezonans metodu ile tedavisinde ise her aşamadaki hasta için tedavi uygulanabilmekte ve farklı seviyelerde faydalar sağlanabilmektedir. Tıpkı kanser tedavisinde etkin bir tamamlayıcı tedavi metodu olan biorezonans alanında son 12 yılda tedavisine destek verdiğimiz yüzlerce kanser hastamızın her birinin kendisine özel psikolojik ve fiziksel durumlarına, hastalığın yapısı ve boyutuna göre değişmek üzere farklı seviyelerde faydalar sağlandığı gibi…