Dünya genelinde yaklaşık 3 milyon insan MS hastalığı ile yaşamak durumunda. Bu da bilim dünyasının hastalığı tedavi etmek ve yönetmek için daha etkin yollar aramasına neden oluyor.

Bu doğrultuda mikrobiyata; yani bedenimizi paylaştığımız, sayıları trilyonlarla ifade edilen yararlı, zararlı, ortakçı tüm mikrorganizmalar komünitesi, yeni ve üzerinde çokça durulan bir araştırma alanı haline geldi. Özellikle sindirim sistemimizde yaşayan bu varlıkların kontrol altına alınabilmesi gelecekte yeni MS tedavilerine kapı aralayabilir. Mikrobiyata ifadesini mikrobiyom ya da flora olarak da işitmiş olabilirsiniz.

Bilindiği gibi erken teşhis ve etkin tedaviyle multipl skleroz (MS) hastalığının yol açtığı olumsuzluklar önlenebilmekle birlikte, aksi durumda MS ilerleyici bir hastalıktır. MS, vücudun kendi sinir sisteminin parçalarına anormal biçimde saldırdığı kronik bir hastalıktır. Bağışıklık sistemine saldırı söz konusu olduğu için bağışıklık aracılı bir hastalık olarak kabul edilir. Yani bağışıklık sistemi, normal olarak ortaya çıkan bir proteine karşı, yabancı bir proteinmiş gibi tepki gösterir. Ancak MS’de saldırıya uğrayan spesifik protein veya antijen tanımlanmamıştır.

MS ile bağışıklık sistemi, miyelin, beyinde ve omurilikte sinir liflerini kaplayan ve koruyan, aynı zamanda oligodendrositler olarak adlandırılan miyelini üreten hücrelerin yağ dokusunu salgılar. Hasarlı miyelin, skleroz adı verilen skar dokusu oluşturur ve altta yatan sinir liflerinin de saldırıya girmesine izin verir. Hasarlı sinirler, beyin ve omurilik ile vücudun geri kalanı arasında dolaşan, bu hastalığın semptomlarına yol açan sinyallerin girişimi anlamına gelir: Uyuşukluk, konuşma zorluğu, kötü kas koordinasyonu, bulanık görme ve şiddetli yorgunluk gibi…

Kendi hücrelerimize ek olarak, vücudumuzda mikrobiyota adı verilen trilyonlarca mikroorganizma bulunur. Bu mikroorganizmaların birleştirilmiş DNA’sına mikrobiyom denir. Bunların bazıları zararlı olabilir, ancak çoğu faydalıdır. Bu bakteriler gıdalarımızı sindirmemize, temel vitaminler sağlamanıza ve bağışıklık sistemlerimizin ve sinir sistemimizin geliştirilmesine yardımcı olmamıza yardımcı olur. Birçoğu bizi hastalıklardan korur.

Bu bakterilerin büyük çoğunluğu, vücuttaki tüm beyaz kan hücrelerinin yüzde 70’inden fazlasını yaparken sindirim sistemimizde yaşıyorlar. Dolayısıyla, ince ve kalın bağırsaklar, hem sindirim hem de bağışıklık sistemlerinin önemli bir organıdır. Çünkü insan bağırsağının bakteriyel bileşimi vücutta sağlıklı bağışıklık fonksiyonunda temel rol oynar.

Deriden sonra vücudun dış dünyaya ikinci en büyük maruz kalınan yeri bağırsaklardır da diyebiliriz. Birçok insanda, hassas bir homeostasis gelişir, bağışıklık sistemi (normal) bakterileri ve gıda proteinlerini görmezden gelir, ancak aktif olan patojenleri yok eder. Bazı insanlarda ise crohn hastalığı ve ülseratif kolit gibi iltihaplı bağırsak hastalıklarına yol açan bir dengesizlik gelişir ve bu dengesizlikler sistemik hastalıklarda da rol oynayabilir. Sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomuna sahip olduğumuzda vücudun sağlıklı kalmasına yardımcı oluruz.

MS ve bağırsak mikrobiyumu nasıl ilişkilendirilebilir?                                             

Bağırsak bakterilerindeki dengesizlik, sindirim sistemimizin olağan düzenini bozar ve bağırsak geçirgenliğini etkiler. Bağırsak geçirgenliği etkilenince henüz tam sindirilemeyen besinler bağırsak astarından emilmeye çalışılır. Ancak tam manası ile parçalanmayan besinler, barsak astarında yabancı kabul edilerek antikor oluşumuna sebep olur. Neticede bu süreç otoimmun hastalığa katkı sağlar.

MS’nin, genetik ve çevresel faktörlerin birleşiminden kaynaklandığını biliyoruz, ancak bunların etki derecesi kısmen anlaşılıyor. Bağırsak mikrobiyotası ve bağışıklık sistemi arasındaki etkileşimler göz önünde bulundurulduğunda, belirli mikroplar bağışıklık sistemini uygunsuz şekilde uyarıp MS’e katkıda bulunabiliyor. Bağırsak mikrobiyomu ve multipl skleroz arasındaki bağlantı hakkındaki bilgimiz hala çok sınırlı. Şu ana kadar MS’te bağırsak mikrobiyomuna ilişkin çoğu araştırma, MS hastalarının mikrobiyomunu tanımlamaya odaklanan çalışmalarla, keşif aşamasında. Bu çalışmaların çoğu mikrobiyom ile MS arasında bir bağlantı olduğunu gösteriyor gibi görünse de, bağırsaktaki bu değişikliklerin bir nedeni değil, multipl sklerozun bir sonucu olması da olabilir.