Organik besin maddesi demek, bitkisel bir besin maddesi için üretirken herhangi bir kimyasal madde, tarım ilacı, doğal olmayan katkı maddesi kullanılmadan üretilmiş olması, hayvansal bir besin maddesi ise hayvanı beslerken herhangi bir yapay madde vermeden, antibiyotik uygulamadan üretilmiş olması demektir.. Bu besin maddeleri genetik olarak özelliği değiştirilmemiş, herhangi bir işlemden geçirilmemiş (katkı maddesi kullanılmamış, kimyasal ambalaj, renklendirici v.b. maddeler kullanılmamış), tamamen insan sağlığına uygundur. Yetiştirilme açısından herhangi bir zararı ve yan etkisi olamayan maddelerdir.

Üretimi ve toplanması daha zahmetlidir. Ancak insan tüketimi açısından en faydalısıdır. Doğal olarak yetiştiği için de lezzeti de organik olmayanlara göre daha lezzetlidir. Doğal ürünlerde her şey doğal olduğu için bağışıklık açısından da çok faydalı olur.

Organik olmayan gıda maddelerinin üretiminde kullanılan birçok madde, örneğin hormonlar, kimyasal maddeler, yapay katkı maddeleri; insanlar açısından genelde kanserojendir! Sağlıklı bir yaşam, güçlü bir bağışıklık sistemi için vücudumuzu yoran gıda katkı maddelerinin de aralarında bulunduğu çevre toksinlerine maruziyetimizi en aza indirgememiz gerekir.

Bebeklerde beslenme açısından baktığımızda ilk altı aylık dönemde bebek sadece anneden beslenir. Bu dönemde bebek anne sütünden başka bir besin maddesi almamalıdır. Altı aydan sonra ek besinlere başlanılmalıdır. Ve mümkünse anne sütünü 2 yaşına kadar almalıdır. 6 aylıktan sonra başlanılacak ek gıdalar da yine süt ve süt ürünleri olacaksa öncelikle keçi sütü ve keçi sütünden üretilen mamuller tercih edilmelidir. İnsan sütünü esas alırsak, insan sütüne en yakın süt grubu içine girenlerdendir keçi sütü. Protein açısından da inek sütüne göre daha kolay sindirilebilen bir süttür. Ayrıca günümüzde inek sütü artık endüstriyel bir ürün haline gelmiştir. Dolayısı ile inek sütü üretimini artırabilmek için ineklere verilen yapay besin maddelerinin birçoğu da katkılıdır. Ve bu katkı maddeleri de çoğunlukla süte geçer. Fakat keçi öyle değildir. Doğası gereği sürekli gezer, dolaşır, tepelere çıkar ve karnını böyle doyurur. Keçi sütü ve ürünleri de böylelkile daha doğal, dolayısıyla daha sağlıklı olur. İnek sütü de organik olmaz mı? Tabi ki olur. Ama orada da inek sütünün proteininin sindirimi açısından bir yaşından sonra vermek intolerans açısından daha çok tavsiye edilmektedir.

Bu nedenlerden dolayı altıncı aydan sonra süt ve süt ürünleri ile devam edilecekse öncelikle keçi sütü ve ürünlerini bu nedenlerle tercih etmek lazım. Eğer bebek mama tüketiyor ise de keçi sütü bazlı mamalar tercih edilebilir.

Peki süt harici ne yapılabilir? Organik üretilmiş sebzeler ve bu sebzelerden üretilen sebze çorbası ve püreler kullanılabilir. Bebek ilk sekiz ay bağışıklık sistemi ile ilgili tüm antikorlarını anneden alır. Dolayısı ile yediği besin ne kadar doğal olursa yeni oluşan kendi bağışıklık sistemine o kadar katkıda bulunur. Bir de organik olmayan gıdaların da, intolerans yani gıda alerjisi açısından da daha çok risk oluşturduğunu da unutmamak gerekir.

Bebek özellikle anne karnındayken ve yaşamının ilk üç yılında büyümenin en hızlı olduğu dönemi yaşarken kimyasal ajanlara maruz kalması gelecekte sağlığını büyük ölçüde olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle özellikle bu dönemde organik beslenmesi büyük önem taşır.

Peki organik demek köy pazarından alışveriş yapmak mıdır? Tabi ki hayır. Her ne kadar köy pazarlarındaki mamullerin sebze – meyve ve hayvansal gıdalar açısından daha butik bir üretim olduğunu düşünsek de organik demek için bir takım sertifikasyon işlemlerinden geçmesi gerekiyor. Çünkü bu sertifikasyona sahip olmak demek arka arkaya en az üç yıl boyunca yapılan kontrolde o toprağa ait numunelerde herhangi bir kimyasal maddeye, sağlığa aykırı bir duruma, zirai ilaç kalıntısına, gübre ve benzerlerine rastlanılmadığının deklare edilmesi demektir. Sonrasında yapılan üretim ancak böyle organik olur ve her sene bu toprak ve ekilen her ürün denetlenir. Ve cezai yaptırımı da çok yüksektir. Organik ürünler satın alırken ambalajın üzerinde “Organik tarım esaslarına göre üretilmiştir.” yazısına, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile kontrol ve sertifikasyon şirketinin logolarına dikkat etmeliyiz. Ambalajın üzerinde “%100 organiktir” yazsa bile bazı ürünler istenen koşulları karşılamayabiliyor. Bu nedenle özellikle sertifikasyon numarasına dikkat etmeliyiz.

Organik beslenme bebeklerimiz için olduğu kadar hamile kadınlar için de çok önemlidir. Bildiğimiz gibi hamilelikte anne bedeni bebeği beslemek ve onu doğuma hazırlamak ve matür yani sağlıklı olarak doğması için ortam hazırlar. Bu ortamı hazırlayan annenin gebelik hormonlarıdır.

Annenin gebelik hormonları ile bebek gün be gün büyür, gelişir ve genetik olarak özeliklerini alır. Ancak, organik olmayan birçok gıdada vücudun hormonal dengesini bozan, değiştiren, hormonları engelleyen pestisit denilen (tarım ilaçları) maddeler vardır. Bu maddeler hormonları engellediği gibi bağışıklık sistemine de zarar verirler. Ayrıca içinde olması gereken mineral, vitamin, antioksidan gibi maddelerde olması gerekenden çok azdır.

Bazı organik olmayan gıda maddelerin içinde yapay hormonlar da bulunmaktadır. Bu da yine bebeğin büyüme ve gelişimini tamamen etkileyen bir durum olarak ortaya çıkmaktadır. Hormonların DNA üzerinde hasara neden olduğu ve birçok hastalığın tetikleyicisi olduğu kesin olarak bilinmektedir. Günümüzde yüksek kilolu doğan bebekler, zor doğum hikayeleri, konjenital (doğumsal) anomaliler sadece genetiksel değil, bu tür beslenme problemlerinin de katkı sağladığı sonuçlardan biri olabilir. Tüm bu nedenlerle özellikle hamileler, bebek ve çocuklarda organik gıda tüketimi çok ama çok önemlidir.

Sadece bitkisel gıdalar değil, aynı zamanda hayvansal gıdalarda da aynı sorunlar vardır. Organik üretilmeyen hayvansal ürünler de yine anneden bebeğe geçebilecek bir takım sorunları tetikler.

Sonuç olarak gerek annenin ve gerekse bebeğin sağlığı açısından organik beslenme birçok sağlık sorununun daha başlamadan önüne geçilmesini sağlamaktadır. Organik beslenme herkes için sağlıklı yaşamın bir gereği olmakla birlikte, özellikle hamile, bebek ve çocuklar için, onlar katkılı besinlerin verdiği zararları tolere edebilecek bir bünyeye sahip olmadıkları bir dönemden geçtikleri için bir zorunluluk halini almıştır. Organik beslenmeyi büyümenin en hızlı olduğu dönem olan sıfır yaştan üç yaşa kadar elimizden geldiğince sürdürmeye gayret göstermeliyiz. Tabi ki bu maliyetli ve zahmetli bir çabadır. Eğer yüzde tamamıyla organik beslenme mümkün değilse, vazgeçip umursamazlıktan gelmemeli, gücümüzün yettiğince sınırlı miktarda da olsa alışveriş sepetlerimizde organik ürünlere yer açmalıyız.