Kendi çocukluğumuz ile bugünkü çocukların yaşamı kıyaslandığında genelde koruma amacıyla onların eve kapatıldığını, düşecek, hastalanacak diye aşırı duyarlılık gösterildiğini gözlemliyorum.. Oysa vücudun bağışıklık kazanması için çocuğun mikroplarla tanışmasına, düşüp kalkmasına izin verilmesi, bir fanusa kapatılmaya çalışılmaması gerekir.

İlk 8 aya kadar bebek kendini koruyamaz, sonrasında ise bağışıklık güçlenmeye başlar. Bebeklikten oyun çocukluğuna geçiş sürecinde çocuğun bağışıklığı kademe kademe güçlenir. Bu güçlenme sürecini desteklemek için oyun ve aktivite ihtiyaçlarını karşılamak da en az dengeli ve düzenli beslemek kadar önemli. Çocuklar düşebilirler, çamura batabilirler. Mikrop kapacak ve mikropla savaşacak. Tabi ki pis bırakın demiyorum ama çocukların gelişim sürecinde doğal olmaları gerek. Bağışıklığın birkaç çeşidi vardır. Bunlardan biri de doğal bağışıklıktır.

Genel kanının aksine evde hayvan beslemenin de çocuklar için sakıncası yoktur. Hatta yararı vardır diyebilirim. Çünkü çocuk hayvanları tanırken kendisini de tanır, sorumluluk duygusu kazanır, canlıları seven insan kendini de herkesi de sever; çocuğu geliştiren bir şeydir. Ama tabi alerjik bünyesi olan çocuğun kuş beslememesi lazım, doğru hayvan beslenmeli elbette.

Peki günlük olarak çocuklarımızın karşılaştıkları her sorunda ilaca sarılmamız doğru mu? Doktora danışmadan ister doğal, ister sentetik olsun hiçbir ilaç kullanmamalıyız. Herhangi bir sağlık sorunu olmayanlar için bazı genel pratik önerilerimi ise şöyle paylaşabilirim:

Kesik ve sıyrıklarda → Ejderha kanı adlı bitki yaralı alana uygulanabilir.

Kemik gelişimi için → Keçi sütü, keçi peyniri, keçi sütünden imal yoğurt en güçlü
seçenekler… Günde bir bardak yeterli. Çok fazla tüketilmesi demir
eksikliği anemisine yol açabilir.

Şeker yerine daima → Bal, pekmez ya da meyve suyu.

Grip olunca → Ekinezya çayı virüslere karşı savunma sağlar. Grip olunca ya da
olmadan kış mevsiminde düzenli içilebilir.

→ Sarımsak antibakteriyeldir ve grip virüsüne karşı çok etkilidir. Toz
olarak bir çay kaşığı verebilir ya da çorbaya katabilirsiniz.

→ Grip olacağını sezdiğiniz anda ardıç çayı içirebilirsiniz. Çünkü grip
virüslerinin aktif hale gelmesini engeller.

Ateşi çıktığında → Ateş düşürücü ilaç ateşi genellikle 1-1,5 ˚C düşürürken, ılık suyla
duş ya da vücudu silme işlemi 2˚C düşürebilir…

→ Titremeleri azaltıp terlemeyi artırmak için oğulotu yaprağı, nane
yaprağı, meyankökü karışımlı çay, 2 yaş üstüne günde dört yarım
bardak verilebilir. Emziren anneler günde dört bardak içerse
sütünden bebeğine geçecektir.

→ Bir bardak ılık suya bir limon suyu ekleyin. Buna çorap ya da
herhangi bir kumaş batırıp bacaklarına uygulayın.

Bitmeyen öksürükte → Bir küp şekere bir-iki damla kekik yağı damlatıp verebilirsiniz.

→ Uykuya yatırırken sırtına ince bir tabaka bal sürüp üzerine kağıt
havlu kapatırsanız, 2-3 uygulamadan sonra öksürüğü kesecektir.

Kabızlığa karşı → Mor erik, kayısı, incir hoşafı içirebilir, öğütülmüş keten tohumu
içeren yoğurt ya da kefir verebilirsiniz. Tabi daha fazla hareket
etmesini sağlamak da olmazsa olmaz.

Burun tıkanıklığına → Tavuk çorbası iyi gelir.

Boğaz kuruluğu ve ağrısı → Burnuna 1-2 damla tuzlu su damlatabilirsiniz.

Sabahları ayılamıyorsa → Bir türlü yataktan kaldıramıyorsanız uyandırdıktan sonra nane
yağı, portakal yağı ya da lavanta yağı koklatarak daha hızlı
ayılmasını sağlayabilirsiniz. Ayrıca lavanta yağı bulunan odaya
sinek girmez.

Dişi ağrıdığında → Kuru karanfil ağrıyan diş üzerine konup bekletilirse o bölgeyi
uyuşturarak ağrı hissini azaltır. Ayrıca antibakteriyel özelliğinden
dolayı çürük dişin çevresindeki zararlı bakterilere etki eder.

→ Sirkeli su ve tuzlu su gargarası diş ağrılarını kısmen uyuşturur. Dişi
bakterilerden temizler şişlikleri azaltır. Dişeti ve açık diş çürüklerine
dezenfektan etkisi vardır. Bir bardak suya 1-2 çay kaşığı tuz koyarak
iyice karıştırın. Bu suyla ağzınızı çalkalayabilirsiniz.