Türk insanında en yaygın vitamin eksikliklerinin başında gelen D vitamini eksikliğine karşı, pek çok hastalığı sinsice tetiklemeye başlamasını beklemeden çoğu kişi ek D vitamini takviyesi ile önlem almaya çalışıyor. Oysa bu da tek başına yeterli değil. Çünkü D vitamini takviyesi alınıyor, ancak vücudun onu nasıl metabolize ettiği tam olarak bilinmiyor. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, D vitamini takviyesi alan Amerikalılar’ın yüzde 50’sinin, D vitaminini etkin olmayan şekilde depolandığı için önemli bir fayda elde edemediği tespit edilmiş durumda.

Bilinmesi gereken önemli bir konu, D vitamini çoğunlukla K2 vitamini ile birlikte alındığında gerçek anlamda faydalı olabilir. Ayrıca K vitamini düşük olan kişilerin yüksek miktarda D vitamini aldıklarında, kan damarlarında kireçlenmeye ve kalp hastalıklarına zemin hazırlaması da muhtemel.

Buna ek olarak son araştırmalar magnezyumun D vitamini ile birlikte alınmasının da büyük önem taşıdığını gösteriyor. Nitekim vücudumuzdaki dördüncü en bol miktarda bulunan mineral olan magnezyum, D vitamini aktivasyonu için gereklidir ve yeterli miktarda olmadan vücudunuz, aldığınız D vitaminini tam olarak kullanamaz. Bu durum aslında birçok kişinin istenen seviyeye ulaşmak için neden oldukça yüksek D vitamini dozuna ihtiyaç duyduğunun da açıklanmasını sağlıyor. Yani ek D vitamini takviyesi aldığı halde kan değerleri hala yeterli D vitamini düzeyine ulaşamadığını gösteriyorsa, D vitaminini aktive etmek için sistemlerinde yeterli miktarda magnezyum bulunmuyor olabilir!

K2 vitamini ve magnezyumun vücudumuzdaki optimal varlığını sağladığımızda, D vitamini eksikliği ve dolayısıyla D vitamini takviyelerine olan ihtiyacımızı da azaltabiliriz! Bu bileşenlerin herhangi birindeki eksikliğin, iskelet deformasyonları, kardiyovasküler hastalıklar ve metabolik sendrom gibi çeşitli bozukluklarla ilişkili olduğu da bilinmektedir.

D vitamini, kalp hastalığına bağlı ölüm riskini azaltır

Bir steroid hormonu olan D vitamini, tip 2 diyabet, yaşa bağlı maküler dejenerasyon, Alzheimer hastalığı, kalp hastalığı, kanser ve daha birçok metabolik rahatsızlık dahil birçok hastalığın önlenmesinde hayati önem taşır. D Vitamini ayrıca tüberküloz, zatürree, soğuk algınlığı ve grip tedavisinde enfeksiyonla mücadelede de önemli bir rola sahiptir.

Bu konuda güncel araştırmalardan biri, geçtiğimiz aylarda Klinik Endokrinoloji ve Metabolizma Dergisi’nde yayımlandı. Norveçli araştırmacıların verdiği bilgilere göre, normal bir D vitamini seviyesinin korunmasının ölüm riskini önemli ölçüde azalttığı tespit edildi. Çalışmada, koroner kalp hastalığının neden olduğu göğüs ağrısı tanısı alan yaklaşık 4 bin hasta, 12 yıl boyunca takip edildi. Çalışmanın başlangıcındaki ortalama yaş 62 idi. Ve sonuç olarak, 16,8 – 40 ng / mL arasında D vitamini kan düzeyi olanlar en düşük ölüm riskine sahipti.

Ayrıca 2007’de yapılan bir çalışmada, ortalama serum D vitamini seviyesi 38 ng / mL’ye yükseltilen 55 yaş üstü kadınların, meme kanseri de dahil olmak üzere çoğu kanser risklerini yüzde 77 oranında azalttığını tespit edilmişti.

 

Yılda iki kez D vitamininizi ölçtürün

Benzer araştırmalar da, kalp hastalığının önlenmesi ve tedavisi için D vitamininin önemini vurguluyor ve kalp zarındaki hasarı korumada ve onarmada hayati bir rol oynadığını gösteriyor. 20 ng / mL’nin altındaki D vitamini seviyelerinin art arda depresyon ve tip 2 diyabet de dahil olmak üzere başka rahatsızlıkları da tetiklediği biliniyor. Depresyon durumunda, D vitamini seviyesinin 20 ng / mL’nin altında olması ana tetikleyici unsur olarak değerlendirilebiliyor.

Peki D vitamini takviyesini neye göre almalısınız? Elbette nasıl beslenmeniz, ne kadar güneşe maruz kalmanız ya da ne kadar D3 vitamin takviyesi almanız gerektiğini belirlemenin tek yolu, ideal olarak yılda iki kez D vitamini seviyenizi ölçtürerek doktor kontrolünden geçmek ve doktorunuzun tavsiyelerine uymaktır.