Dinlenmekle geçmeyen kronik yorgunluk aslında çok kolay tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Kronik yorgunluk kavramına girmeden önce akut stres ve kronik stres kavramlarını irdelemek lazım.

Akut stres dediğimiz ani gelişen ve stresimizin arttığı olaya akut stres denir. Böyle bir durumda kortizol hormonu bir anda yükseliyor, bu yükselen hormon böbrek üstü bezinden adrenalin ve noradrenalin gibi hormonları açığa çıkarıyor. Çünkü akut stres durumunda ya o stresli ortamla mücadele etmemiz gerekir ya da kaçmamız gerekir. Eski avcı toplumlarındaki savaş ya da kaç komutu gibi. Böyle bir durumda stresle mücadele etmemiz gerekiyor. Karşıdan karşıya geçerken bir anda hızla bir araba geldiğinde korkarız, stresimiz yükselir, kortizol hormonumuz yükselir, böbrek üstü bezinden adrenalin noradrenalin salgılanır. Bu esnada biz hızlıca karşıya geçeriz ya da geriye kaçarız. Bu bir akut stres örneğidir. Sonra kortizol hormonumuz düşer ve hayatımıza devam ederiz. Daha büyük olaylarda da bu akut stres dediğimiz duruma gireriz. Bir belgesel izlemiştim. Belgeselde karaca kaplandan kaçıyordu. Kaçıyor ve en sonunda da kurtuluyordu. Karaca ile kaplanın karşılaşması akut stres, karacanın kaçmak için güce, enerjiye ihtiyacı var ve bu yüzden adrenalin hormonu yükselip kalbin hızlı çarpması ile kaslara enerji gitmesi ile kaçıyor. Kurtulduktan sonra otlamaya başlıyor. Bu çok hassas bir durum. Aynısını bizde düşündüğünüzde akut stresi yaşıyoruz fakat biz kaçamadığımız için masa başında çalıştığımız için bize enerji ihtiyacı doğduğu düşünüldüğünden vücudumuz kortizolü yükseltiyor, kanda şekerimiz yükseliyor, insülin seviyemiz yükseliyor, ama kaçamıyoruz, masa başındayız, enerji harcayamıyoruz. Şeker tekrar hücre içine girip trigliseride dönüp depolanıyor. İşte bu insülin direnci. Sonra ise tam kortizolümüz düşecekken bir telefon daha geliyor, stresimiz hala yüksek. Bir telefon daha, hala yüksek. Ve bu sürekli böyle devam ettiği için akut stres kronik strese dönüşüyor. Böbrek üstü bezi yorulduğu için kortizolü normalin de altına çekiyor. İşte böyle bir durumda bu hormonların eksikliğinden vücudumuzdaki dengesizliğinden dolayı sabahları yorgun kalkıyoruz, öğleden sonra ancak canlanabiliyoruz, vücudumuz halsiz oluyor, saç dökülmelerimiz, insülin direncimiz oluyor. Tiroid soruları da olabiliyor. Bu tür hastalarda cinsel sorunlar olabiliyor çünkü böbrek üstü bezlerinden çıkan adrenalin noradrenalin ve kortizolden dolayı cinsel hormonlarımız baskılanmış oluyor. Dolayısıyla östrojen, progesteron, testosteron gibi hormonlar baskılanıyor, bu sebeple çoğunda menstürasyonla ilgili sorunlar vardır, kistler vardır, ağrılı kanama, migren tipi baş ağrıları gibi birçok problemler yaşanabilir. Kronik yorgunluk dediğimiz zaman aslında tedavisi çok kolay fakat HPA aksı dediğimiz tarif ettiğimiz hipotalamus adrenalin HPA aksı diye tarif ettiğim hormonel aksımızla ilgili ciddi bir sorun var demektir. Öncelikle bunların tedavi edilmesi lazım. Bunlar tedavi edildiğinde kronik yorgunluk çok hızlı bir şekilde toparlanacaktır.