Yeni Şafak Gazetesi – Tarih:30.03.2014
.

Birr telefonla tanıştık Dr. Sinan Akkurt’la ve ilginç hikayesini dinledik. Bundan beş sene önce annesine karın zarı kanseri teşhisi konulan Dr. Akkurt, 32 haftalık hamile kız kardeşinin de aynı hafta içinde meme kanserine yakalandığını öğreniyor. Annesi ve kız kardeşi, kanser tedavisine başlarken, çok da yabancı olmadığı ‘Biyorezonans’ yöntemini de onlara uygulamaya başlıyor. Kanser tedavisiyle birlikte biyorezonansla geçen yedi ayın sonun¬da ikisinde de kanser hücresi kalmıyor. “Belki başkalarına da yardımcı olurum” diyerek girdiği yolda konunun uzmanı oluyor. Dr. Akkurt ile biyorezonansı konuştuk.

Biyorezonans nedir?

Kuantum fiziğine göre her atomun etrafına yaydığı bir titreşim var. Bu titreşim belli bir dalga boyu ve frekansındadır. Aynı mantık hücreler için de geçerli. Hücrelerin de etrafına yaydığı bir titreşim var. Biyorezonans, bu dalı inceleyip tedavi yapılan
bir alan. Biz bu metodlafrekansı elimizde olan tüm maddeleri tespit edebiliyoruz.

Kanserde uygulanır mı?

Elbette kanserde de tamamlayıcı, destekleyici bir tedavi olarak kullanılabilir. Benim kanser hastalarım kemoterapiye rahat giriyorlar. Kemoterapinin yan etkilerini azaltıyor.
Peki, onkologlar da hastalarını biorezonansa yönlendiriyor mu?
İletişim halinde olduğumuz, hastalarını bize yönlendiren onkologlar var.

Nasıl uygulanıyor?

Yardımcı araçlarımız var. Hücrelerin frekanslarını tespit edip, uygulamayı yapan cihazı¬mız var. Elektrotlarla vücudun neresinden bilgi alacaksak o bölgeye uygulama yapıyoruz. Bir saat kadar sürüyor bir seans.

Avrupa’da “Geleceğin tıbbı” olarak da yorumlanan biyorezonans ağrılarda, alerjilerde, depresyonda tamamlayıcı bir tedavi yöntemi. Bilimsel kaynaklara göre kanser hastalarında destekleyici olarak kullanıldığında kemoterapinin yan etkilerini de azaltıyor.