Kendinizde ya da çevrenizde sık sık bel ağrılarından şikayetlerle karşılaşıyor olmalısınız. Günümüzde boyun, bel, sırt, hatta bilek ve eklem ağrılarının giderek arttığını söyleyebiliriz. Bunda tabi ki yaşam şeklimizin büyük etkisi var. Bilgisayar, telefon, televizyon başında gerek iş, gerek eğlence amaçlı çok fazla zaman geçirmemiz bunların başında geliyor. .Duruş, oturuş bozuklukları, dik durup dik oturmayı ihmal etmek, hareketsiz yaşam, egzersiz eksikliği ile pekişen tablo sonucunda kaçınılmaz bir son olarak ağrılar ve rahatsızlıklar gündeme geliyor. Çoğu kez çare ağrı kesicilerde aranıyor. Tabi ki ağrı kesiciler anı kurtaran bir çözüm olabilirken, ağrı şikayetinin kronikleşmesine bağlı olarak sıkıntı büyüyor, yaşam kalitesi ve konforu azalıyor…

Tekrar eden bel ağrıları ciddiye alınması gereken bir durumdur. Öncelikle bunun yaşanmaması için hayatımızda bazı pratik önlemleri almalıyız. En başta hareketli bir yaşam şeklini benimsemeli, bir durak önce inip gideceğimiz yere ulaşmayı bir yürüyüş fırsatına çevirmeli, dik durmalı, dik oturmalı, dik yürümeli, ortopedik yatak ve yastıklar kullanmalıyız. Devam eden şikayetleri ağrı kesicilerle baskılamak yerine doktora başvurmalıyız.

Belin yanında bacak ağrıları, çekme, uyuşma, karıncalanma gibi şikayetler de olması durumunda fıtık şüphesi güçlenecektir. Bel fıtığının tedavisinde biorezonanstan bir destek tedavi metodu olarak etkin şekilde yararlanmanın mümkün olduğunu hatırlatmakla birlikte bu rahatsızlığı olanların günlük yaşamlarının konforunu artırmak için dikkat edebilecekleri birkaç noktayı da sıralamak istiyorum:
– Otururken belinizi bir yastıkla destekleyin.
– Ağırlık kaldırmayın / itmeyin.
– Dik durun, dik yürüyün, dik oturun.
– Otururken yarım saatte bir pozisyon değiştirin.
– Sürekli sabit durmayın, gün boyunca esneme hareketleri yapın.
– El/omuz çantası yerine sırt çantası tercih edin.
– Ne yüksek topuklu, ne de yeri hissedecek kadar düz tabanlı ayakkabı kullanmayın.
– Fazla kilolarınızdan kurtulun.
– Aşağı eğilirken belden değil, dizlerinizi kırıp çömelerek eğilin.
– Her gün en az 20 dakika yürüyüş yapın ve süreyi giderek artırın.
– Ani hareketlerden, ağır iş ve egzersizlerden kaçının.
– Sert bir yatak ve orta yükseklikte bir yastık tercih edin.
– Araba kullanırken direksiyona yakın olun.

Son olarak fıtık tedavisinde biorezonans metodunun nasıl destek olduğunu merak edenler için paylaşalım. En önemlisi biorezonanstan ağrıyı kesmeye yönelik bir metod olarak da yararlanabiliyoruz. Travma olan her yerde ödem vardır; lenf sistemiyle ödemi azaltmasını sağlayacak, o bölgedeki ödemi azaltıcı bir tedavi uyguluyoruz. Fıtıklaşan doku gerilir; bu yüzden ödemi azalttığımızda rahatlama başlıyor. Fıtıkta başrolde olan, iki omurun arasında yer alan esnekliğini kaybetmiş kıkırdak olarak tanımlayabileceğimiz disk dokusunun da bir frekansı var. Bu frekansı ters çevirmeden, güçlendirerek tekrar o dokuya geri veriyoruz ve böylelikle o dokunun çalışmasını mümkün kılabiliyoruz. Diğer birçok hastalığın biorezonansla tedavisinde hastalıklı dokuya ters yönde frekans yollayıp hastalığı nötrleştirmeye çalışıyoruz. Fıtıkta ise ters frekans değil, güçlendirme frekansı kullanıyoruz. Aynı frekansı dokuya güçlendirerek verdiğimizde, yokuş yukarı çıkarken birisi kolunuza girmiş gibi oluyor.

Fıtıkta disklerdeki su kaybına odaklanılır. Biz bunun yanı sıra aynı zamanda diskte var olabilecek bakteri, parazit, virüs gibi oluşumları da inceliyoruz. Bunun gibi çevresel faktörleri de biorezonans tedavisiyle elemine ettiğimizde, o doku hızlıca düzelmeye başlıyor. Elastikiyetini kazanmaya başlıyor, kazandıkça fıtık düzeliyor, küçülüyor. Bizim için tekrar içine girip girmemesinden ziyade omurilikteki basının kalkması önemli. Ameliyattaki ve fizik tedavideki amaç da zaten fıtığın basısının kaldırılmasıdır.