Yüzyıllardır bir tedavi yöntemi olarak uygulanagelen, günümüzde de tamamlayıcı tıbbın önemli bir üyesi olan hacamat (diğer adıyla kupa tedavisi), vücudumuzdaki ağır metal ve toksinlerden kurtulmanın ve böylelikle bağışıklığımızı güçlendirmenin en doğal ve etkili yollarından biri. Günümüzde Sağlık Bakanlığımız’ın “geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları” kapsamında yasal zemin bulan hacamat,  yalnızca doktorlar tarafından uygulanabilmekte olup böylelikle gerek hijyen, gerekse kişinin sağlık koşullarına uygunluk açısından çok daha sağlam bir zemin kazanmıştır.

Başta migren, hipertansiyon, kronik yorgunluk,fibromiyalji, MS, karaciğer yağlanması, adet düzensizlikleri, depresyon, romatizma, diyabet, hormonal dengesizlikler, cinsel fonksiyon bozuklukları, kısırlık, unutkanlık, dikkat eksikliği, kolesterol, fıtık, tükenmişlik sendromu olmak üzere pek çok hastalığın tedavisinde hacamattan destekleyici yöntem olarak yararlanılabilir. Sağlıklı bireyler de sağlıklarını korumak için; detoks, ödem atılımı, bağışıklık güçlendirme, kan üretimini uyarma, beyin fonksiyonlarını canlandırma gibi amaçlarla hacamat yaptırabilirler. Hacamat uygulamasının sağlık açısından faydaları saymakla bitmeyecek kadar çokken, herkesin her zaman hacamat yaptırması da doğru değildir. Bu nedenle mutlaka bu konuda eğitimli ve deneyimli bir hekime danışmak gerekir.

Gelelim hacamat hakkında doğru bilinen yanlışlara. Zira sağlıkla ilgili pek çok konuda olduğu gibi, bu konuda da gerek İnternet’te, gerekse çevrenizde spekülatif ya da yanlış bir takım bilgilere rastlamış olabilirsiniz.

Yanlış: Kansızlık (anemi) şikayeti olanlar hacamat yaptıramaz.
Doğru: Hayır, çünkü hacamat aynı zamanda kan yapımını uyarıp kansızlık (anemi) tedavisine de destek olur. Hacamatın önemli bir işlevi, karaciğer, dalak, kemik iliği gibi kan üretiminden sorumlu organları uyarmaktır.

Yanlış: Hacamat, kan kaybına neden olduğu için halsizliğe yol açar.
Doğru: Aksine hacamat vücudu ağır metal ve toksinlerden arındırarak yükünü hafifletir, kişinin kendini daha dinç hissetmesini sağlar. Uygun kişilere yapılan hacamatın hiçbir yan etkisi yoktur.

Yanlış: Hacamat herkes için uygun bir destekleyici tedavi yöntemidir.
Doğru: Hayır, hacamatın uygulanamayacağı durumlar vardır: Kalp pili taşıyan hastalar, panik atak geçirenler, organ nakli olanlar, regl ya da hamilelik dönemindeki hanımlar,  kan pıhtılaşma oranı düşük kimseler, hemofili hastaları, böbrek yetmezliği olan hastalar, kemoterapi görenler. Bunun yanı sıra literatürde 2 yaş altı çocuklarda uygulanmaması gerektiği yer alır. Ayrıca hacamat, yara, yanık, ben, egzama, varis olan bölgelere yapılmaz.

Yanlış: Hacamat sonrası ciltte yaralar, morluklar ve acı oluşur. Hacamat, ciltte kalıcı iz bırakır.
Doğru:Hacamat bu alanda eğitim almış uzman bir hekim tarafından uygulandığında ve dolayısıyla uygun hijyen koşulları sağlandığında yara, morluk, acı gibi şikayetlere yol açmaz. Uygulama sonrası istirahat gerektirmez. Ve doğru yapılan hacamat, ciltte kalıcı iz bırakmaz.

Yanlış: Hacamat için doğru zaman hicri ayın ikinci yarısıdır.
Doğru: Sağlığın korunması ve bazı hastalıkların tedavisine destek olunması amacıyla yapılan hacamat uygulaması için özel bir tarih söz konusu değildir. Ancak İslami geleneğe göre hicri ayın 15. gününden başlamak üzere ay sonuna dek takip eden tekli günlerde (17, 19, 21, 23…) uygulanması uygun görülmektedir. Bazı inanışlara göre Pazartesi geceleri yapılması uygundur. Ancak tedavi açısından bakıldığında gerekli görüldüğü her zaman hacamat yapılabilir.