İnsülin direncinin sebebi aslında bizleriz. Bunu çok fark etmeyiz ama özellikle karbonhidrat tüketerek insülin direnci oluşturabiliriz. Şöyle bir örnek vereyim. Hepimiz şekeri karbonhidratı çikolatayı aslında çok severiz.

Çocukluk çağında bile biliyorsunuz her gittiğimiz yerde, bayramlarda şeker ikram ederler, baklava ikram ederler. Toplumumuzun bir kuralı gibidir şeker ikram etmek. Bayrama bile şeker bayramı adı takılmaya başlandı uzun zamandır. Ama şeker dediğimiz şey yani karbonhidratın en küçük yapı taşı olan glukoz aldığımız zaman bağırsaklarda parçalanıp hızla emilir. Bağırsaklarda hızla emildiğinde glukoz kan şekerimizi hızla yükseltir. Düşünün bir çikolata yiyorsunuz aslında açsınız, şekeriniz 80’lerde iken birden yükseliyor. İnsülin buradan devreye girer. Yani insülinin derdi yükselen şekeri düşürmektir, çünkü kan şekerinin yükselmesinde bir sürü sakıncalar var. Birçok hastalığın ön etkenidir. İnsülin yükselen kan şekerini hücre içine sokarak düşürmeye çalışır. İnsülinin görevi budur. Aslında çok basit gibi görünüyor ama bir çikolata yediğinizde çok hızlı olan bu işlemde insülin kanda 3 – 4 saat kadar yüksek kalır. Ama yaptığı işlemden dolayı yükselen şeker hızlıca düşer. Burada diğer sorun başlıyor. Eğer siz birkaç saat beklemeden kısa aralıklarla bir tane daha çikolata yerseniz ya da yine karbonhidrat alırsanız kanda insülininiz yüksek olmasına rağmen o aldığınız karbonhidrattan dolayı kan şekeriniz tekrar çıktığında kana tekrar insülin verilir. Yüksek olmasına rağmen. Yani bu harekete devam eder sürekli karbonhidrat tüketirseniz kanda yüksek seviyede bulunan insülin hiç aşağıya inemez. Bir süre sonra dirençli insülin haline gelir. Bunu aşağı indirmenin en önemli yollarından biri beslenmenizi planlayıp dengeli bir şekilde karbonhidrat yağ ve protein seviyesini ayarlayıp ona göre tüketmektir.