.

 

Kanser hastalığı diğer hastalıklara göre farklıdır. Çünkü toplumsal bakış açısında kanser teşhisi konduğunda “Eyvah, ben ölecek miyim” diye bir düşünce hakim olur. Bu yüzden öncelikle kişi kendisini, geçmişini, geleceğini sorgulamaya başlar ve bu dönem aslında bir kabullenme dönemidir. Kabullenme döneminden sonra ne yapabileceğini, hastalıkla nasıl savaşabileceğini sorgulamaya başlar ve arayışa girer. Kanser hastalığının tedavisinde pek çok yöntem ve destekleyici tedaviler vardır. Kanser hastası da bu arayışlarına paralel olarak aklına uygun olan tedavi şeklini seçerek hayatına devam eder. Kanser hastalığının iyileşebileceğini, kanser hastalığını yenebileceğini düşünmeye başlar. En sonunda da hastalık bittiğinde de hayatına devam eder. Bu işin psikolojik kısmıdır. Bu bir bakış açısıdır.

Kanser hastaları, kabullenme döneminden sonra klasik tıp hekimleri ve bizim gibi geleneksel ve tamamlayıcı tıp hekimleri ile karşılaşırlar. Bizler onlara aslında kanser hastalığının ölümle eş değer olmadığını anlatıp gösterdiğimizde kabullenme dönemi hızlanır. Her hastalık psikolojiden birçok şekilde etkilenir. Biyokimyasal olarak baktığımızda her duygunun bir karşılığı vardır; mutsuzluk, kaygı, korku, endişe gibi duygusal yaklaşımların bir biyokimyasal karşılığı vardır. Korkunca dudağınız uçuklar mesela. Kanser hastalığında ve kanser hastalığının tedavi sürecinde de psikoloji çok önemlidir. Dolayısıyla kabullenme dönemini ne kadar hızlı geçirirsek aslında tedavi amacıyla en önemli adımlardan birini atmış oluruz. Bunu anlayan kanser hastası tedavisine dört elle sarılır. Hasta iyileşeceğine inandıktan sonra tedavilerimiz çok daha etkili ilerler. “Her kanser hastası ölür yerine, her kanser hastası diğer birçok kanser hastaları gibi iyileşme hakkına sahiptir” yönündeki bakış açısını oturttuğumuz zaman süreç çok daha hızlı işleyebiliyor ve hasta iyileşebiliyor.

Kanser tedavisinde klasik tıbbın yanında bizim de yaptığımız gibi biorezonans tedavisi, ozon tedavisi, kanser hastalarına özel beslenme planları, ketajonik beslenme, serum takviyesi, yüksek doz C vitamini takviyesi gibi birçok destek vardır. Klasik tıp tarafında da kemoterapi, radyoterapi gibi birçok tedavi şekilleri var. Hepsinin kombinasyonunda “Kanser eşittir ölüm değil, kanser eşittir kurtulunabilen bir hastalık” bakış açısına sahip olunacaktır.

Kanser teşhisi konulduktan sonra klasik tıpta hangi kemoterapi uygun, hangi ilaçlar uygun, radyoterapi de kullanılacak mı, ameliyat yapılacak mı gibi araştırma ve tedavi şekilleri var. O konunun uzmanları medikal onkologlar da bunu en etraflı şekilde değerlendirip karar vereceklerdir.