Kardeşimin 32 haftalık hamile iken meme kanserine, hemen ardından annemin de karın zarı kanserine yakalanması ve modern tıbba göre tedavileri sürerken bir yandan da o dönem yeni tanıştığım biorezonans metodu ile tedavilerine destek vermem benim yaşamımı bambaşka bir yöne getirdi. .Yaklaşık 10 yıl önce yaşadığım bu olay o zaman için henüz tam anlamıyla içine girmediğim biorezonans alanına yönelmemin en büyük itici gücü olmuştur.

Her ikisi de özellikle kanserin en kötü özelliklerini taşıyorlardı ve hatta anneme birkaç ay ömür biçilmişti. Modern tıp yöntemi olarak ameliyat ve kemoterapi ile birlikte eş anlı olarak kendilerine biorezonans tedavisi de uyguladım. Bundan altı ay sonra tek bir kanser hücresine bile rastlanmadı. Ve şu an şükür ki sağlıklı bir şekilde yaşıyorlar. Hatta kız kardeşim üçüncü kez anne olmaya hazırlanıyor.

Bizzat kendi ailemde uygulayıp tanık olduğum bu başarıdan aldığım cesaretle biorezonans alanında uzmanlaşmaya karar verdim. Şu ana kadar 400’den fazla kanser hastasının tedavisine bu yöntemle destek verdik ve herkes için kişiye özel olmak üzere farklı boyutlarda faydalar elde edilmesine vesile olduk.

Kanser tedavisinde biorezonansın en önemli rolü, bağışıklık sistemini güçlendirebilmesidir. Kanser hastalığı bağışıklık sistemimizi zayıflatarak oluşan bir hastalık olduğu için biorezonanstan bu konuda etkin şekilde yararlanabiliyoruz.

Biorezonans gibi biyofiziksel tedavilerde, hastalık, vücudun kendi kendini düzenleyici mekanizmalarının yetmezliği olarak görülmektedir. Biorezonans tedavisinin amacı; vücudun kendi kendini düzenleyen sistemlerinin düzgün bir şekilde çalışmasıdır. Toksik yükü azaltırken, vücudun sistemlerini ve organlarını güçlendirerek bunu yapar.

Biorezonans metodu bütünsel bir tedavi metodudur; diğer bütünsel tedavi metotlarında olduğu gibi hastalığı değil hastayı ele alır. Bu metoda göre hastalığın bir oluşum süreci ve hastalık şartlarının oluşması gerekmektedir. Biz buna bardak modeli diyoruz. Bu modele göre bardağın alt kısmında genetik nedenler, üzerinde çevresel faktörler, en üstünde de çözümlenmemiş iç çatışmalar, değişik oranlarda bardağı doldurabilir. Yaşanan ani bir travma / şok, kronik üzüntü bardağın taşmasına sebep olur ve kişinin genetiğinde bulunan kanserin başlamasını tetikler.

Biorezonans tedavisi modern tıpla birlikte rahatlıkla uygulanabilinir. Birbirine negatif etki oluşturmaz, aksine birbirine sinerji yaratabilir. Kemoterapinin etkinliğini arttırırken, yan etkilerini azaltabilir. Hasta kemoterapi sonrasında daha rahat bir dönem geçirebilir. Ayrıca bilindiği gibi etkinliği bir yıl kadar süren ve ciddi yan etkisi olan radyoterapinin de olumsuz etkilerini biorezonans ile azaltmak, ilk doz etkisinden sonra hastanın vücudundan radyasyonu temizleyip sağlıklı hücrelerini rahatlatabilmek mümkündür.