Lenfoma lenfatik sistemin bir kanseridir. Bir tür beyaz kan hücresi olan lenfositlerde gelişir. Bu hücreler vücuttaki hastalıklarla savaşmaya yardımcı olur ve vücudun bağışıklık savunmalarında önemli bir rol oynar. Lenfomada kanser lenf sisteminde bulunduğundan, vücuttaki doku ve organlara hızla metastaz yapabilir ya da yayılabilir. Lenfoma çoğunlukla karaciğer, kemik iliği ya da akciğerlere yayılır. Her yaşta lenfoma ile karşılaşılabilir, ancak özellikle 15-24 yaş arasında yaygındır. Ve çoğunlukla lenfoma tedavi edilebilir.

İki ana lenfoma türü vardır: Hodgkin ve Hodgkin dışı lenfoma. Bunların içinde birçok alt tip vardır.

Hodgkin dışı lenfoma

Geçmeyen şişmiş bezler lenfoma belirtisi olabilir. En yaygın tip olan Hodgkin dışı lenfoma, tipik olarak vücuttaki lenf düğümlerinde veya dokularında B ve T lenfositlerinden (hücreler) gelişir. Hodgkin dışı lenfomada tümör büyümesi, her lenf nodunu etkilemeyebilir, genellikle bazılarını atlar ve diğerlerinde büyür.

Hodgkin lenfoma

Hodgkin lenfoma, bağışıklık sisteminin bir kanseridir ve anormal derecede büyük B lenfositleri olan Reed-Sternberg hücrelerinin varlığıyla tanımlanır. Hodgkin lenfoma hastalarında, kanser genellikle bir lenf nodundan bitişik olana geçer.

Lenfoma belirtileri

Lenfoma semptomları, soğuk algınlığı gibi viral hastalıkların semptomlarına benzer. Ancak genellikle daha uzun süre devam eder. Hastalar lenf düğümlerinin şiştiğini fark edebilir. Vücudun her yerinde lenf düğümleri vardır. Şişme genellikle boyun, kasık, karın veya koltuk altlarında görülür. Kimi hastalar herhangi bir semptom yaşamaz.

Şişlikler genellikle ağrısızdır. Büyütülmüş bezler organlara, kemiklere ve diğer yapılara baskı yaparlarsa ağrılı hale gelebilirler. Bazı hastalar lenfoma ile sırt ağrısını karıştırabilir. Lenf düğümleri, soğuk algınlığı gibi yaygın enfeksiyonlar sırasında da şişebilir. Ancak lenfomada şişlik çözülmez. Ağrı, enfeksiyon nedeniyle ortaya çıkmışsa şişliğe eşlik etme olasılığı daha yüksektir.

Her iki tip lenfoma için geçerli diğer semptomlar şunlardır:

Enfeksiyon olmadan devam eden ateş

Gece terlemesi, ateş ve titreme

Kilo kaybı ve iştah azalması

Olağandışı kaşıntı

Kronik yorgunluk

Alkol içtikten sonra lenf düğümlerinde ağrı

Hodgkin dışı lenfomanın bazı geçmeyen öksürük, nefes darlığı, karın ağrısı gibi ek belirtileri de olabilir. Şişen lenf nodu spinal sinirlere veya omuriliğe baskı yaparsa ağrı, halsizlik, felç veya değişmiş his oluşabilir. Kanserli lenfositler diğer dokulara yayıldığında, bağışıklık sistemi enfeksiyonlara karşı etkili savunma yapamaz.

Lenfoma tedavisinde kullanılan yöntemler

Kemoterapi: Kullanılabilecek olası tedavilerden biridir. Tedavinin seyri, kişinin lenfoma tipine ve hastalığın ulaştığı aşamaya bağlıdır.

Biyolojik tedavi: Bu, bağışıklık sistemini kansere saldırmaya teşvik eden bir ilaç tedavisidir. İlaç bunu canlı mikroorganizmaları vücuda sokarak başarır.

Antikor tedavisi: Sentetik antikorlar kan dolaşımına sokulur ve bunlar kanserin toksinlerine yanıt verir.

Radyoimmünoterapi: Doğrudan kanserli B hücrelerine ve T hücrelerine yüksek güçlü radyoaktif dozlar sağlar.

Radyasyon tedavisi: Radyasyon tedavisi kanserli hücreleri öldürmek için konsantre dozlarda radyasyon kullanır.

Kök hücre nakli: Yüksek doz kemoterapi veya radyasyon tedavisini takiben hasarlı kemik iliğini geri kazanmaya yardımcı olabilir.

Steroidler: Doktorunuz lenfoma tedavisi için steroid enjekte edebilir.

Cerrahi müdahale: Biyopsi almak ya da lenfomanın yayıldığı organları almak şeklinde müdahale söz konusu olabilir.

Biorezonans metodu:  Diğer tüm yöntemlerle eş anlı olarak, aynı zamanda ameliyat öncesinde ya da sonrasında destek alınabilecek bir tamamlayıcı tedavi metodudur. Kanser hücrelerinin ters frekanslarının verilmesi suretiyle nötrleştirilmesini, yanı sıra kemoterapi, radyoterapi gibi uygulamaların yan etkilerinin azaltılıp etkinliğinin artırılmasını hedefler.

Yüksek doz C vitamini: Takviye edicidir. 30 gramın üzerindeki dozlar kanser tedavisinde önemli destek sağlar. Yüksek doz C vitamini hücre içine girince reaksiyona girerek hücre içinde oksitlenmeyi sağlar. Bunu sağlıklı hücrelerde değil, kanser hücrelerinde, patolojik ajanlarda yapar. Oksidan dozlarda serbest radikal oluştuğu anda patojen parçalanır.

Ketajonik diyet: Vücudun kanser hücrelerini besleyen şeker yerine yağ yaktığı ketojenik bir diyet, kanser hücrelerini enerjik bir dezavantaja sokacaktır. Ayrıca epigenetik açıdan da kanserle savaşmaya yardımcıdır.