Dr. Sinan Akkurt sayfamızın sevgili takipçileri merhaba. Bildiğiniz gibi bir süredir sorularımızı Dr. Sinan Akkurt’a bu platformda yöneltiyor ve cevaplarını sizlerle paylaşıyoruz. Gitgide oturan bu formatımızda bugün Sinan Akkurt’u bir sunucu olarak konuk etmek ve sizden gelen soruları kendisine yöneltmek istedim.

Siz de sorularınızı bize gerek cep telefonlarınızla videoya çekerek gerekse mesaj yoluyla iletebilir ve yanıtlarını yine sayfamızdan takip edebilirsiniz. Bugün sizin takipçileriniz tarafından en sık sorulan sorulardan birini yönelterek başlamak istiyorum. Takipçileriniz demişler ki, siz en çok kanser, alerji gibi konular ve pek çok farklı hastalıklarla ilgili bilgi ve deneyimler paylaşıyorsunuz. Peki nasıl oluyor da tamamlayıcı tıpta bir doktor her hastalığın tedavisine bir yaklaşım sunabiliyor?

Adı üstünde tamamlayıcı tıp. Tamamlayıcı tıbbın sistematik yaklaşım ve bakış açısı klasik tıpla aynı değil. Bize teşhisle gelen hastaların teşhisleri klasik tıptaki teşhisler. Yani klasik tıpta alerji, kanser ya da diğer teşhisleri hep klasik tıbbın isim verdiği teşhisler. Ama tamamlayıcı tıpta aslında böyle bir şey yok. Tamamlayıcı tıpta hastalıkla uğraşılmaz, tamamlayıcı tıpta hastanın bütünüyle kendisiyle ilgili uğraşılır. Dolayısıyla hangi hastalık olursa olsun siz bir tamamlayıcı tıp hekimine ya da doğal tıp hekimine gittiğiniz zaman sizin o normal şartlarda mükemmel çalışan vücudunuzun hangi sisteminde eksiklikler var onları bulur, yerine koyar ve sonra sistem tıkır tıkır işlemeye başlar. Yani bütünsel tıptır aslında. Biz bütünsel tıpla eksikleri yerine koyuyoruz. İsimlendirilen konu klasik tıbba göre bir teşhis ismi. Her şeyi bilmekten öte biz kendi işimi çok iyi biliyoruz. Bütünsel tıpla vücudumuzu çok iyi biliyoruz, hastalıkların hangi temel nedenlerden kaynaklanabileceğini çok iyi biliyoruz ve bu temel nedenlerdeki eksiklikleri nasıl yerine koyabileceğimizi iyi biliyoruz. Dolayısıyla bütün rahatsızlıklara bütünsel tıp açısından bir bakış gösterebiliyoruz ve tedavide bunu kullanıp çok da rahat, kolay ve doğal bir şekilde tedavi edebiliyoruz.

Fonksiyonel tıp denilen konu da benzer bir konu mu?

Tabii. Asıl fonksiyonel tıptaki yaklaşım da bu zaten. Tıbbın bir fonksiyonu olur mu? Hayır. Aslında doğru tarz bu. Yani bir A hastalığın tek bir nedeni varmışçasına o hastalıkla ilgilenmek yerine en temeldeki detaya inip ana nedeni bulmaktır fonksiyonel tıp. Bu birçok hastalıkta da böyledir. Çünkü bütünsel tıpta hastalıklar bir anda oluşmaz, hepimiz biliyoruz. Bir hastalığın tek bir nedeni olmamalı. Aynı hastalıkla karşılaştığımız zaman örneğin sigara içen herkes kanser olmuyor. Ya da aileye bakıyorsunuz okuldan geliyor çocuk grip, ama ailede herkes grip olmuyor. Bunun birçok nedeni var. Yani sadece bir mikrobu taşımak yetmiyor. Bir boya fabrikasında herkes boyadan ya da petrolden kaynaklı kanser olmuyor. Ağır travma geçiren herkes depresyona girmiyor. Dolayısıyla bir hastalığın bir nedeni olamaz. Hastalık dediğimiz kavram, kişinin bağışıklığını peyder pey etkileyerek bardağını doldurup taşma sebebidir. Yani biz bir şeyleri biriktiriyoruz, ondan sonra hastalık oluşum şartları oluşuyor ve bardak taşıyor. Hastalık böyle oluşuyor. Bu nedenle iyi biliyoruz. Bütünsel tıp da bununla ilgileniyor. Yani bir A hastalığının örneğin depresyondan söz edeyim. Depresyonda klasik tıp direkt seratonin verip mutluluk hormonuyla destekleyerek kişinin o dönemi o süreci atlatmasını sağlar. Ama fonksiyonel tıpta biraz daha derine inilir. Yani acaba biyokimyasal bir eksiklik var mı? Vitamin mineral konusunda bir eksiklik var mı? Bağırsaklarda emilim problemi var mı? Besinlerle ilgili bir metabolik sorun var mı? Bunların bütününde kişinin biyokimyasal bütünlüğünü bozan ve depresif hale gelmesine sebep olan problemler var mı, bununla ilgilenir. Ve neticede de bunları yerine koyduğunuzda birçok hastalık da toparlanabilir, düzelebilir. Sadece depresyon değil, alerjik hastalıklar da mesela. Mesela migren hastası. Aynı şekilde psikolojik, fizyolojik, çevresel ne gibi etkenleri olabilir diye derinlemesine bir araştırma mı yapıyorsunuz migren hastasına? Tabii. Ciddi bir anamnez süreci vardır fonksiyonel tıpta. Bilgi almaktır bu. Hastanın doğumundan hatta anne karnından itibaren yaşadığı süreci sorgularız. Çok önemsiz gibi görülen küçüklük çağında yaşadığı bir olay, bir rahatsızlık ya da yaşadığı yer bile hastalığın temelinde bir etken olabilir. Bunları irdeler bütününde bir bilgiler bütünü elimize gelir ve bunları eleyerek hastalığın sebeplerini ortaya çıkarırız.

Tek bir cümle ile özetlemek gerekirse fonksiyonel tıp ya da tamamlayıcı tıp hekimlerinin hemen her hastalıkla ilgili bir yaklaşım sunabilmesinin altında yatan sebep hastalığı değil hastayı ele almaları, bir bütün olarak ele almaları ve problemin kendisinden ziyade probleme yol açan altta yatan nedenleri araştırmaları şeklinde özetleyebiliriz.