Titreşim Tıbbı Derneği Başkanı Dr. Sinan Akkurt, biyokimyasal uygulamaların yanında biyofiziksel uygulamalardan nasıl yararlanıldığını, insan vücudunun titreşim sağlığının taşıdığı önemi ve ülkemizde bu alanda yaşanan gelişmeleri Medikal News okuyucuları için açıkladı…

– Titreşim tıbbı nedir?

Hücrelerin biyofiziksel olarak etrafına yaydığı frekanslara titreşim diyoruz. Tüm hücrelerimizin kendiliğinden, doğal olarak yaydığı bir frekans vardır. Titreşim tıbbı işte bu frekansları kullanarak test ve tedaviye yönelik yöntemler sunmaktadır. Titreşim tıbbı, biyofiziksel bir yöntemdir ve kuantum fiziği ilkelerine dayanır.

– İnsan vücudunun ve sağlığının titreşimle ilgisi nedir?

Etrafımızda gördüğümüz her maddenin temelinde atom vardır. Lise bilgilerimizi şöyle bir tazeleyelim; atom, atomun ortasında bir nötron ve etrafında elektronlar olan şekli hatırlayalım. Bu elektronlar atomun etrafında dönmektedirler. Yörüngede dönen elektronlar sürekli bir üst yörüngeye çıkmak ister. Çıkar da. Sonra enerjisini bırakır, düşer. Bu hareket art arda tekrarlanır. İşte bu harekete o atomun frekansı, diğer bir deyişle titreşimi diyoruz. Tüm hücrelerimizin temelinde atomlar olduğuna göre, doğal olarak titreşim de var. Hücreler birleşip dokuları, dokular birleşip organları oluşturuyor. Dolayısıyla tüm vücudumuzun bir titreşimi, yani frekansı bulunuyor. Hücre yapısına ya da bölgesel olarak dokulara göre titreşimler değişiyor. Sağlıklı ve sağlıksız olan titreşimleri birbirinden ayırt edebiliyoruz ve bu bilgileri hem test, hem de tedavi amaçlı kullanabiliyoruz.

– Titreşimler sağlığımızı nasıl etkiler? Örnekler verebilir misiniz?

İnsan vücudunun fizyolojik olan sağlıklı olan bir titreşim aralığı vardır. Bizim için farklı olan, zararlı aralıklarda olan titreşimlerle sürekli karşılaşırsak bir süre sonra bizim hücrelerimizin titreşimsel frekansını bozar. Örneğin cep telefonu. İki dakikadan fazla konuştuğunuzda başınız ağrır, kulağınız ısınır… Sağlığımızı basit bir telefon bile bu kadar etkileyebiliyorken daha güçlü titreşimlerin sağlığımızı nasıl etkileyebileceğine bakın. Mesela plazalarda yaşayan insanlar sürekli yorgundur. Bunun nedeni elektromanyetik titreşimlere sürekli maruz kalmalarıdır. Bakteri, virüs, mantar, parazit gibi oluşumların da bir titreşimi vardır. Bunlar vücudumuza girdiği zaman sadece biyokimyasal etki yapmazlar. Aynı zamanda o hücrenin titreşimsel frekansını da bozarlar. Dolayısıyla titreşimsel frekansı bozulan hücre de sağlığını kaybeder, yapısı bozulmaya başlar. Benzer şekilde kanser hücrelerinin de bir frekansı vardır, bunlar anlaşılabilir ve ters frekanslarla nötrleştirilebilir, yani ortadan kaldırılabilir…

– Biyokimyasal tıp ile biyofiziksel tıp yaklaşımlarının farkı nedir?

Varış noktası aynı olsa da çıkış noktası farklıdır. Biyokimya hücrenin yapısal işleyişini inceleyen bir dalken, biyofizik fiziksel varlığıyla ilgilenen bir daldır. Örneğin göğüs ağrısıyla acile başvuran hasta için ilk düşündüğümüz risk kalp krizidir. Bu riski ekarte etmek için zamanla yarışırız. İlk yapılacak müdahale hastadan kan alıp biyokimya laboratuvarına göndermek, kalp krizinin belirtilerini biyokimyasal olarak anlamaya çalışmaktır. Bu testlerin sonuçlarını dört ila altı saatte çıkabilir. Bir de biyofiziksel bir yol olan EKG ile hastanın kalp krizi geçirip geçirmediğini anlayabiliriz. EKG birkaç dakika İçinde grafikler elde etmemizi sağlar ve bu grafiklere bakarak hastanın ne durumda olduğunu anlayabiliriz. İkisi de teşhis de faydalı yollardır, ancak EKG hızlı bir yanıt verdiği için yaşamsaldır. Başka örneklerde durum farklı olabilir. Örneğin bir alerji hastasında biyokimyasal tıp alerji hastasının A maddesine karşı vücudunda oluşan histami deşarjına bağlı biyokimyasal durumları incelerken, biyofizik o maddenin frekansının vücutta olup olmadığı ve nasıl temizlenebileceği ile ilgilenir.

– Hangi hastalar titreşim tıbbından yararlanabilir?

Öncelikle titreşim tıbbının hiçbir zararı ve yan etkisi yoktur. Gömleğimizin de bir titreşimi vardır ve bize zarar vermez. Odamızda radyo dalgaları vardır ama çok yüksek boyutta olmadığında bize zarar vermez. Etrafımızda birçok frekans var ve gün içinde bunlarla yaşıyoruz. Titreşim tıbbında bunların çok daha düşükleri kullanıldığı için hiçbir zararı yoktur. Anne karnındaki bebekten tutun da ölene dek tüm insanların ve hayvanların da kullanabileceği bir metoddur titreşim tıbbı.

– Titreşim tıbbının Türkiye’deki ve dünyadaki konumunu kıyaslar mısınız?

EKG gibi uygulamalar öteden beri ülkemizde var. Ancak biorezonans gibi uygulamalar Türkiye’de batıya göre yeni olmasına rağmen büyük yol kat etti. Örneğin biorezonans alanında dört üniversitede merkezler kuruldu, ders programına alındı. Bu yöntemi uygulayan ülke genelinde 500 kadar klinik var. Birkaç yıl içinde Türkiye’nin bu alanda Avrupa’da öne çıkacağını ve bir marka haline geleceğini düşünüyorum.