Son yıllarda nöropskiyatristik rahatsızlıklar üzerine, bağırsak – beyin bağlantısı konusuna verilen önem gittikçe arttı. Epidemiyolojik çalışmalar gösterdi ki fonksiyonel dispepsi ve irritabl bağırsak sendromu  psikososyal faktörlerle yakından ilişkilidir. IBS hastalarının yarısından çoğu fazlası  depresyon, anksiyete ve uykusuzluk problemlerinden de şikayetçi.

Ayrıca IBS hastlarının tedavisinde çoğu kez psikolojik terapi ve antidepresan kullanımına da başvurulduğu bir gerçek.

Depresyon ve genel anksiyete bozuklukları gastrointestinal bozukluklarla yakından ilişki içindedir. Bağırsak mukozası da, beyin – bağırsak bağlantısı yolu ile uyku problemi ve mental rahatsızlıkları düzenleyebilir. Bağırsak mikrobiyatası (florası) ve sinir sistemi uyku problemi ve beraberindeki psikolojik sorunları anlamamıza ve tedavi etmemize yardımcı olur.

Bağırsak mikrobiyatası, gastrointestinal sistemde yaşayan genetik materyalleri de kapsayan mikroorganizmalar olarak ifade edilebilir. Yaklaşık olarak 1000 çeşit yetişkin mikrobiyatası bulunur. En  çok miktarda bulunanlar ise fircimutes ve bacteriodetes türlerine aittir. Bagırsak mikrobiyatasındaki bu durum sağlıklı bir vücut için dinamik bir dengede olmak zorundadır.

Son yıllarda birçok çalışma bağırsak – beyin bağlantısını incelemiştir . Bu bağlantı çift yönlü bilgi akışını sağlayan üç farklı yol sayesinde gerçekleşir. Bunlardan ilki sitokin, CRF ve prostaglandin E2 gibi immün hücrelerin seviyelerini etkileyen, bağışıklık düzenleyici  yoldur. İkicisi  nöroendokrin yoldur; bağırsaklarda 20’den fazla entoroendokrin hücre vardır ve bu hücreler insan vücudundaki en büyük endokrin organı oluştururlar. Bağırsak mikrobiyomu seratonin (5-Ht), kortizol ve triptofan gibi nörotransmitterlerin salınmasını düzenleyerek merkezi sinir sistemi (MSS) ve hipotalamusu etkiler.

Üçüncüsü ise vagus siniri yolu iledir bu da enterik sinir sisteminde önemli bir rol oynar. Yani intestinal sinir sistemi beyin ve bağırsaklar arasında vagus siniri yolu ile sinaptik bir bağlantı oluşturur. Hatta bağırsakta üretilen amonyak ve D-laktik asit gibi nörotoksik metabolitler vagus siniri yolu ile merkezi sinir sistemine geçebilir.

Bağırsak mikrobiyatası hem nüfus yapısında, hem de fonksiyonel aktivitede sirkadiyen ritmin temelini oluşturur. Mikrobiatanın yüzde 60’ını oluşturan lactobasiller ve bacteiodaller günlük olarak dalgalanmalar  gösterir; bu durumda  günden güne değişiklikler oluşturur aynı zamanda bu bakterilerin yoğunluğu ritmik besin alımı, beslenme kalitesi, biyolojik döngü ve cinsiyete göre değişebilir. Sirkadyen saatin yanlış ayarlanması, uyku saatlerinin değiştirilmesi, uykusuz kalma, vardiyalı çalışma gibi durumlar sirkadyen saat geninin profilini ve mikrobiyata topluluğunun yapısını değiştirir.

Özetle, bağırsak mikrobiatası ile uyku ve depresyon arasında çift yönlü bir bağlantı var. İnflamasyon ve endokrin hormonlar bu bağlantıda önemli rol oynuyor. Öncelikle kişinin sirkadyen ritmindeki bir dengesizlik, uyku eksikliği ya da depresyon doğal bağırsak bakteri mukozasında önemli etkiye sahiptir. Daha sonrasında bağırsak bakterileri bağırsak geçirgenliğini düzenleyen ve bağırsakları koruyan bariyerlerle sıkı bağlantı kurar. Eiptelyal bariyerin parçalanması  lenf dokuya girmeye çalışan zararlı bakteri ve metabolitlerin sızmasına yol açar; inflamatuar immun reaksiyonları uyarır.